başta hoşlantıdır.. sonra belki aşk, sonrası ise -sonuç yoksa- saplantıdır.. felakettir.. ama bir bakıma zevk de verebilir insana, o karın ağrılarını tatmak... uykusuzluk... kitap okuyamamak... her yolun ona çıkması... her kapının ardından ce eee! demesi size. bazen haince bazen sadece bir tebessümle sizi ona bağlayan..
hayat "o"ndan ibaret bir hal almaya başlar.
duyulan her şey ona yorulur. ruh gibi dolaşılır ortalıkta. eblek eblek bakılır insanlara. dedikleri duyulur ama anlaşılmaz.. hayallerde yaşanır artık çünkü..
tek bir kelimedir o söylemeye korktuğunuz, dilinizin ucunu yakan, hıçkırıklara boğan..
unutmak istenir.. ne yapmalı? kitap okunmalı..
başlanır kitaba.. ama 5 dakika sonra insan kendini onu düşünürken bulur yatakta sırt üstü yatarken.. gözler kitaptan uzaklaşmış, uzaklara dalmış. belki bir duvarda onu çizmeye çalışır..
yemek yerken birden akla düşer "o" ve bir karın ağrısıdır alır gider.. yemek artık zehir gibidir..
müzik dinlenir, kafanızda "o"nun hayali.. "o"nunla geçirilen zamanlar..
başta iyi gelir davulun sesi, hoşlantı uzaktadır.. ama sonrasında acı vermeye başlar.. o da insandır sonuçta denip kötü yönleri aranmaya çalışılır, başarılı olunamaz..
eyvah!.. saplantı!..
sonrasında...
seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak..
okuduğum kitabın sayfalarında,
dinlediğim şarkıların şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
yazıktır. günahtır. ayıptır...